En Yeni Güncel Haber ve Gündem Haberleri

Haber

Antalya daki yedi yarışma filmine dair

KEREM AKÇA / [email protected]

 29 Kasım’da start alan 52. Antalya Film Festivali’nin ulusal yarışmasında 12 film rekabete girecek. Bunlar arasında an itibarıyla yedisini görebildim. Kalite olarak öncelikle “Sarmaşık”, ardından “Kalandar Soğuğu” öne çıkıyor.

 Antalya’nın ulusal yarışmasının çehresinin son yıllarda değiştiğine şüphe yok. Bunun sonucunda da daha ziyade birinci, ikinci filmler zirveyi görüyor. Bu sene yine bu ivme var. Bunun ucunu Zeki Demirkubuz’un kararlarına kadar götürmek mümkün. Ama esas dikkat edilmesi gereken nokta, en fazla üçüncü filmini çeken bir yönetmenin yarışa girmesi…

 ‘KALİTE’ OLARAK ‘SARMAŞIK’ BİR ADIM ÖNDE

 İstanbul Film Festivali gösterimlerinde veya vizyonda izlediklerime ek olarak dün seyrettiğim “Kalandar Soğuğu” ve “Çırak” ile seçkinin yarısından fazlasını tamamladım. Yedi filmi baz alırsak yarışma nasıl gözüküyor? Tolga Karaçelik’in “Sarmaşık”ının öne çıktığı söylenebilir.

 Film, bu sene İstanbul, Adana, Malatya ve Edirne’den de zaferle dönebilecek bir çalışmaydı. Ama muğlak finali ve göstergelerindeki problemler sebebiyle bazı kişilere itici gelebiliyor. Bana kalırsa ‘gemide geçen kapalı alan gerilimi’, “Gemide”nin (1998) kopyası gibi gözükürken başka bir noktaya doğru ilerliyor. Bu da diyaloglarından oyunculuklarına alkışlanası bir filme alan açıyor. Maço kültürünün alegorisi, ‘gizem filmi’ne ve ‘gotik korku filmi’ne eğilimli yapıtın eylemlerinin altını doldurabiliyor.

 ‘KALANDAR SOĞUĞU’ YIPRATIYOR, AMA FAZLA UZUN DURUYOR

 

 Mustafa Kara’nın ikinci filmi “Kalandar Soğuğu” (2015) ise kariyerine “Umut Adası” (2007) gibi amatör bir işle başlayan bir yönetmenin esas doğuşu gibi. Imamura’nın “Narayama Türküsü”nün (“Narayama Bushikô”, 1983) zorlayıcı etkisini yaratmak istiyor. Ama bunun yamacına sanki bir ‘altın/maden avı’ meselesi yerleştiriyor. ABD’de bu konuyu ‘macera’ ve ‘western’ kurallarıyla saran modelden de besleniyor. Bir çeşit natüralist ya da sosyal gerçekçi dağ filmi sunuyor.

 Filmin fazlaca boğalara, ineklere, öküzlere, salyangozlara kapılıp ipin ucunu kaçırması, ‘yönetmenin kurgusu’ versiyonu izlenimi yaratması ise en büyük problemi. Elbette görüntü yönetmeni açı-ölçek dengesinde zor bir mekanda müthiş bir iş çıkarıyor. Ama bazı konularda net olunması da gerekiyor.

 GÖRSEL AMBALAJ HER ŞEY Mİ?

 Bunların arkasına ise “Takım: Mahalle Aşkına” ve “Çırak” yerleştirilebilir. İki biçimci sinema örneği aslında seyirci için rahat anlaşılır işler. İlkinin futbol filminin içinde dönen paraları da, sporun güzelliğini de içermesi, dayanışma ruhuyla “Dar Alanda Kısa Paslaşmalar” (2000) kıvamında bir iş getiriyor. İkincisinde ise problemli bir çırağın gözünden evin içindeki klostrofobik atmosferi görüyoruz. Emre Konuk esas mesleği olan sinematografiyi çözmüş. “Çırak”, “Kaç Para Kaç” (1999) ile “Gişe Memuru” (2010) arası olarak tarif edilebilir.

 Aslında her iki film de kurgusuyla dikkat çekiyor. Ama metin konusunda belirgin zafiyetler taşıyorlar. Bu durumun sebebi ise ilkinin karakterleri inandırıcı kılamaması ve fazla hesaplı gözükmesi, ikincisinin ise kısa film senaryosuyla hareket etmesi…

 EGZOTİK KÖY FİLMİ BAŞIBOŞ DURUYOR

 Ufuk Bayraktar’ın “Kümes”i, 1950’li 60’lı yılların köy filmlerine ruhsuz duran çerçevelerle öykünüyor. Yola çıkarken tökezlemenin bir resmi gibi. Fazlasıyla manidar ve iddialı çekimler, sadece Yusuf Aslanyürek’in katkısıyla öne çıkabiliyor. Yer yer devreye giren minimalist damar hiç ‘etkili’ durmuyor.

 Egzotik Türkiye manzarasıyla başarılı olma çabası, ‘kuma’ meselesine açılıyor. Sinematografik çabanın yönetmenin umursamazlığına, başıboşluğuna takıldığı, bu sayede sadece oyuncuların öne çıkabildiği bir iş “Kümes”.

 İKİNCİ FİLMDE İLKİNİN SEVİYESİNİ YAKALAYAMAMAK

“Misafir” ve “Muna” ise kelimenin tam anlamıyla ‘sinemaya misafir’ filmlerden. İlkinin 90’lar jenerasyonunun artık miadını doldurduğu bir dönemde fazlasıyla ‘minimalizm her şeydir, ötesini düşünmeye gerek yok’ olgusuna bel bağlamak, bir mayına basma deneyimi getiriyor. Hayatların mekanikleştiği devirde insan olmayı önerme sevdası 127 dakikayı kaldıramıyor. “Hazan Mevsimi: Bir Panayır Hikayesi”nin (2008) bu eylemdeki samimiyeti mumla aranıyor. Kurgu aşamasında kalmış “Misafir”in doğayla ilişkisi de plastik duruyor.

 Gazze’de geçen ikincisinin ise ‘Ortadoğu istismar filmi’ tanımına yaklaşırken çok fazla bütçesi var gibi görsel efektlere yüklenmesi trajik bir seyir süreci getiriyor. Yönetmen Serdar Gözelekli kapalı mekanda geçen vasat terör filmi “İnanç Odası”nın üzerine koyamamış. Kurgudan sinematografiye kadar her alanda tökezlemiş. Her iki yönetmenin de ilk işleri çok daha başarılıydı.

 Kerem Akça’nın 52. Antalya Film Festivali’nin ulusal yarışma filmleri için yıldız tablosu:

 

ÇIRAK: 4.5

KALANDAR SOĞUĞU: 5.4

KÜMES: 3.5

MİSAFİR: 3

MUNA: 2.9

SARMAŞIK: 6.5

TAKIM: MAHALLE AŞKINA: 4.3

 

 

Not: Yıldız tablosu, festival boyunca güncellenecektir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kaliteli sikiş videoları içinde en çok izlenilen popüler porno filmleri ve gizli çekim türk pornolarını bulabileceğiniz rokettube brazzers siteside sizde istediğiniz gibi porno film izleyebilirsiniz. Sürekli donarak açılan porno sitelerinden bıktıysanız size tavsiyemiz daha hızlı açılan türk pornosu sitemizi ziyaret etmeniz. Sitemiz tamamen ücretsiz yayın yapıyor. Ayrıca türk ve türbanlı pornoların yanında dünyaca ünlü porno siteleri olan brazzers, xnxx, redtube gibi sitelerde bulunan pornostarların da videoları yayınlanıyor.